
Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – Elif Çıtak Dere, 1999 yılında İstanbul’da doğdu. Anne ve babası Elif çok küçük yaştayken boşandılar. “Babamın alkol problemi vardı ve evimizde ciddi geçimsizlikler yaşanıyordu” diyen Elif, “Annem, annesini ve babasını çok küçük yaşta kaybettiği için eğitim hayatına hiç başlayamamış. Hayat ona da çok acımasız davranmış. Bu yüzden uzun yıllar evlere temizliğe giderek ve bulaşıkçılık gibi işlerde çalışarak hayatını kazandı. O dönem annem hem çalışıyor hem de yaşadığımız şartlar nedeniyle bize tek başına bakmakta çok zorlanıyordu. Bu sebeplerden dolayı beni ve işitme engelli kardeşim Muhammet’i çocuk esirgeme kurumuna vermek zorunda kaldı. Çok küçük yaşta çocuk esirgeme kurumuna gittik ve reşit olana kadar orada büyüdük. Annem, yurtta kaldığımız süre boyunca bizi sık sık ziyaret etti ve her zaman yanımızda olmaya çalıştı. Babamla uzun zamandır görüşmüyorum” diye konuştu.

“Aydın Doğan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Radyo ve Televizyon bölümünden mezun oldum. O dönemlerde kafamda, yaşımın getirdiği sorumlulukların yanında düşünmem gereken gerçek sorunlar da vardı. Bu yüzden derslere tam anlamıyla odaklanamadım fakat bitirdiğim bölümü çok severek okudum. Çocukluğumdan beri hayallerim hep sahneyle ilgiliydi; oyunculuk, tiyatro, şarkıcılık ya da radyoculuk gibi alanlara ilgim vardı. Bu doğrultuda lise dönemimde özel bir radyoda staj yapma fırsatı buldum. Üniversite sınavına girdim fakat hiç tercih yapmadım. O dönemde kaldığım yurttan yeni ayrılıp, annemle yaşamaya başladığım için ona maddi anlamda destek olmam gerekiyordu. Bu yüzden liseyi bitirir bitirmez çalışma hayatına atıldım. Daha sonra da İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’da çalışmaya başladım. Kendimi geliştirmeye ve yeni şeyler öğrenmeye her zaman önem verdim.”
‘İKİ YIL ÖNCE MARMARİS’E TAŞINDILAR’
Kolay bir çocukluk geçirmeyen Elif’in, yaşadığı zorluklar ona küçük yaşta güçlü olmayı, sorumluluk almayı ve yaşamın karşısına çıkardığı zorluklarla mücadele etmeyi öğretti. Hayatının büyük bir bölümünü İstanbul’da geçirdikten sonra yaklaşık iki yıl önce Marmaris’e taşınan genç kız, bu fikrin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlattı: “İstanbul’da doğup büyüdüğüm için hayatım boyunca başka bir şehre taşınma fikrim hiç olmadı. 2021 yılında ortak bir arkadaşımız sayesinde eşimle tanıştım. Kendisi çocuk yaşta ailesiyle birlikte Marmaris’e taşınmış ve çocukluğunu, gençliğini orada geçirmesinin ardından kariyeri için İstanbul’a gelmiş. Eşimle tanıştıktan sonra Marmaris’e daha sık gidip gelmeye, tatiller yapmaya başladık. Zamanla Marmaris’in sakinliği, doğası ve yaşam tarzı beni çok etkiledi. İstanbul’a döndüğümüzde şehrin yoğunluğu, temposu ve sorumlulukları üzerimde daha fazla yük gibi hissettirmeye başladı.”
‘İLK ZAMANLAR BAZI ZORLUKLARLA KARŞILAŞTIK’
Aslında Elif’in Marmaris’e taşınma fikri bir anda ortaya çıkmamıştı. Eşiyle birlikte burada geçirdiği zaman arttıkça ve Marmaris’i daha yakından tanıdıkça, bu düşünce yavaş yavaş zihninde şekillenmiş ve zamanla hayatlarıyla ilgili önemli bir karara dönüşmüştü. Ancak Elif, Marmaris’e taşınırken bazı şeylerin daha kolay olacağını düşünüyordu. Özellikle küçük bir şehirde hayatın daha sakin ve pratik ilerleyeceğini hayal ediyordu. Fakat taşındıktan sonraki ilk dönem, beklediğinden farklı geçti ve bu da bazı zorlukları beraberinde getirdi.

‘KİRALAR YÜKSEK, EVLER GENELLİKLE KÜÇÜKTÜ’
“Ev bulmak bizim için oldukça zordu” diyen Elif, yaşadıkları diğer zorlukları ise şöyle anlattı: “Kiralar yüksek, evler genellikle küçük ve birçok ev sahibi evcil hayvan kabul etmiyordu. Bizim iki kedimiz ve bir köpeğimiz olduğu için bu süreç bizim için daha da zorlayıcı oldu. Bunun dışında iş bulmak da kolay olmadı. Küçük bir şehirde iş bulmanın daha kolay olacağını düşünmüştüm fakat düşündüğüm gibi olmadı. Buradaki işlerin büyük bir bölümü sezonluk ilerliyor. Yaz döneminde çalışabiliyorsunuz ancak kışın iş imkanları azalıyor. Ayrıca Marmaris’te doğal gaz olmaması da benim için en büyük eksilerden biri oldu. Özellikle soğuk ve yağışlı dönemlerde, büyük şehirde doğal gaz kullanımına alışmış biri olarak klimayla ısınmaya çalışmak zorlayıcı olabiliyor. Bunun dışında Marmaris’e gelirken insanların daha hızlı kaynaşacağını düşünüyordum. Ancak burada gözlemlediğim kadarıyla arkadaş edinmek de zaman zaman zor olabiliyor.”
‘MARMARİS’İN BAZI AVANTAJLARI VAR’
Marmaris ile büyükşehirler arasında yaşam maliyetleri açısından çok büyük bir fark olmadığını söyleyen Elif, “Özellikle kira, market ve temel ihtiyaçlar konusunda fiyatlar birbirine oldukça yakın. Bu nedenle küçük şehirde yaşamanın kesinlikle daha ucuz olduğunu söyleyemem. Ancak Marmaris’in bazı avantajları da var. Örneğin İstanbul’da toplu taşımaya ciddi bir bütçe ayırırken, burada motor kullanarak ulaşımınızı çok daha düşük maliyetlerle sağlayabiliyorsunuz. Bunun dışında pazara gittiğinizde İstanbul’da ödediğiniz paraya yakın bir ücret ödeseniz bile ürünleri doğrudan üreticisinden, daha doğal ve taze şekilde alma imkânınız olabiliyor” diyerek yaşam tarzına göre Marmaris’in bazı ekonomik avantajlarının olduğunu dile getirdi.
“Marmaris’e taşınmamdan en çok etkilenen alanın iş hayatım olduğunu söyleyebilirim. Taşınmadan önce İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’da memur olarak görev yapıyordum. Marmaris’e taşınma kararı aldıktan sonra öncelikle nakil yoluyla görevime devam etmeye çalıştım fakat gerçekleşmedi. Bunun üzerine istifa etme kararı aldım. Aslında istifa ederken tamamen iş hayatımdan kopmayı düşünmemiştim. Kanunda yer alan haklardan yararlanarak, taşındığım şehirde kadro dereceme uygun bir yer olması halinde tekrar göreve dönebileceğimi düşünüyordum. Fakat Marmaris’e taşındıktan sonra uygun bir pozisyon bulamadığım için görevime geri dönemedim. Bu süreç benim için kolay olmadı. Yine de memuriyet hayatıma tamamen kapıyı kapatmış değilim. İlerleyen süreçte kadro dereceme uygun bir yer açılırsa, tekrar görevime dönmeyi düşünüyorum.”

‘İYİ Kİ TAŞINMIŞIM’
Marmaris’in doğasına hayran kalan Elif, “Her keşfettiğim yeni koyda, her gördüğüm doğal güzellikte ‘İyi ki buraya taşınmışım’ diyorum. En son katıldığım bir tekne turunda Bozukkale ve Arap Koyu’nu ziyaret ettim. Orayı gördüğüm anda kendimi gerçekten bir rüyanın içinde gibi hissettim. Doğası, denizi ve sakinliğiyle beni çok etkiledi. Bunun dışında Akyaka’yı ve Marmaris merkezde Kaleiçi bölgesini de çok seviyorum. Her ikisinin de kendine özgü bir atmosferi ve huzuru olduğunu düşünüyorum” dedi.
‘MUTLAKA BİR B PLANINIZ OLSUN’
Şu anda “ben.elff” adlı sosyal medya hesabından Marmaris’teki yaşam, keşif rotaları, mekânlar, deneyimler üzerine içerikler üreten ve hayatından oldukça memnun olan Elif, Marmaris’e taşınmayı düşünenlere şu tavsiyelerde bulundu: “Düşündüğünüz kadar kolay olmayabilir ama risk almaktan da korkmayın. Marmaris’e taşındıktan sonra hayatında risk alarak buraya gelen birçok insanla tanıştım. İlk başlarda onların da zorlandığı dönemler olmuş ancak zamanla alıştıkça Marmaris’in güzelliklerini ve sunduğu avantajları daha fazla görmeye başlamışlar. Yine de ne kadar risk alırsanız alın, mutlaka bir B planınızın olması gerektiğini düşünüyorum. Marmaris’e tatile geldiğinizde; doğası, denizi ve atmosferiyle insanı kendine hayran bırakıyor, kendinizi rüyada gibi hissedebiliyorsunuz. Ancak burada yaşamaya başladığınızda, her şehirde olduğu gibi bazı zorluklarla da karşılaşıyorsunuz. Bu nedenle özellikle taşınmadan önce Marmaris’in kışını görmenizi tavsiye ederim. Çünkü yaz dönemindeki hareketlilik ile kış dönemindeki yaşam birbirinden oldukça farklı.”